Fenerbahçe’de seçimli olağanüstü genel kurul, yalnızca bir başkan değişikliği olarak okunmamalı. Bu seçimde kongre üyeleri bu tercihleriyle aslında kulübün önümüzdeki yıllarda nasıl yönetilmesini istediklerine dair güçlü bir mesaj verdi. Sandıktan çıkan sonuçlar sosyal medyanın ve sokağın kongrede ne denli etkisiz olduğunu gösterdi.
Yıldırım’ın yeniden başkan seçilmesi, bazı çevrelerin ifade ettiği gibi geçmişe özlemden ibaret değildir. Bu sonuç, yıllardır sportif başarı bekleyen ve özellikle futbolda yeniden güçlü bir organizasyon görmek isteyen kongre üyelerinin tercihidir. Kamuoyunda yenilikçi, daha genç, daha dinamik olarak lanse edilmeye çalışılan ve birçok kesim tarafından da o şekilde kabul gören başkan adayı Hakan Safi, seçim süreci boyunca attığı adımlar, yaptığı söylemler ve altını dolduramadığı transfer açıklamalarıyla aslında gerçeklikten uzak bir çizgi çizmeseydi bu genel kurulda ön plana çıkan isim olabilirdi.
Yıldırım’ın en önemli avantajı, Fenerbahçe’yi ve Türk futbolunun dinamiklerini ezbere bilmesiydi. Büyük kulüplerde başkanlık yalnızca finans yönetmek veya transfer yapmak değildir. Kriz yönetmek, camiayı bir arada tutmak, gerektiğinde federasyonla, kulüplerle ve futbol kamuoyuyla mücadele edebilmektir. Aziz Yıldırım’ın en güçlü olduğu alan da tam olarak budur.
Elbette geçmişte eleştirilen yönleri olmadığını söylemek gerçekçi olmaz. Sert üslubu, zaman zaman iletişim dili ve bazı yönetim tercihleri uzun yıllar tartışıldı. Ancak bugün kongre üyeleri bu eksileri, sahip olduğu tecrübenin yanında ikinci planda değerlendirmiş görünüyor.
Fenerbahçe son yıllarda önemli yatırımlar yaptı, güçlü kadrolar kurdu ve ciddi ekonomik yüklerin altına girdi. Buna rağmen futbol takımının beklenen başarıya ulaşamaması, camiada “artık son yıllardan farklı bir yönetim anlayışı denenmeli” düşüncesini güçlendirdi. Kongrede ortaya çıkan tablo da bunun doğal sonucu oldu ve genel kurul bu farklılığı yenilikçi değil, gelenekçi bir anlayışla ilerletmek istedi. Koca çınar, 120. yaşında sırtını babasına dayadı…
Aziz Yıldırım’ın dönüşü aynı zamanda beklentileri de ciddi biçimde artırıyor. Artık geçmiş başarılar değil, bugünden sonra ortaya konulacak performans konuşulacak. Taraftarın sabrı eskisine göre çok daha sınırlı. Bu sabırsızlığı ve tez canlılığı bir ayıpmış gibi ifade eden medyadaki kişileri bu süreçte anlamakta güçlük çekiyorum açıkçası. Acelecilik, sabırsızlık, tez canlılık toplum karakterlerimizden biriyken böylesine tutkularla izlenen bir oyunda aksini bekleyenlere hiç anlam veremiyorum. Yıllardır özlediği zafere kavuşmak isteyen kitleden ağır kanlı ve sabırlı olmasını bekleyemeyiz. Eğer öyle olsaydı bu kadar formayı, kombineyi, üyelikleri… kim alırdı? Yeni yönetimin ilk transfer döneminden itibaren net bir plan ortaya koyması ve hoca seçiminde de bu taraftar ateşini göz önünde bulundurarak hareket etmesi gerekiyor.
Günün sonunda bu kongrenin kazananı yalnızca Aziz Yıldırım değildir. Asıl kazanan, yeniden umutlanmak isteyen Fenerbahçe camiasıdır. Ancak umut, tek başına başarı getirmez. Bugün verilen güçlü destek, yarın sportif başarıyla karşılık bulursa bu kongre Fenerbahçe tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olarak hatırlanacaktır. Aksi halde, alınan rekor oyun anlamı da zaman içinde zayıflayacaktır.
Fenerbahçe kongresi tercih yapmıştır. Şimdi sıra, bu tercihin sahaya ve kulübün geleceğine nasıl yansıyacağını göstermektedir.
