Danke, Mister. Auf Wiedersehen!

Bulunduğumuz coğrafya, sıcak kanlı ve yakın ilişkiler kurmaya yatkın bir kültür üretmiştir. Bu yüzden Türk toplumu genellikle duygularıyla hareket eden bir toplumdur. Çünkü aile bağları, komşuluk ilişkileri, misafirperverlik, merhamet, gurur ve aidiyet duygusu günlük hayatta önemli bir yer tutar. Duygularımızdan beslenir, onların peşinden gideriz, sahipleniriz…

Fenerbahçe taraftarları da, bu ülkede tutkularına gönülden bağlı olan en büyük topluluklardan biridir. 120 yıllık tarihinde futboldaki en başarısız yıllarını yaşıyor olsalar bile hala stadlarını hınca hınç dolduruyorlar. Deplasman tribünleri ise hem yurt içinde hem de yurt dışında coşkusuyla alkış topluyor. Fakat bu taraftar topluluğu özellikle son yıllarda çok kırılgan, bir arada duramayan, en ufak bir çatlakta dağılan bir karakterde… Nedenini ararsak belki çok neden sıralarız. Ama bunun kaynağında, toplumumuzun en önemli karakteristik özelliklerinden biri olan duygusallık yatıyor bence. Söz konusu takım tutmaksa ve bu da Fenerbahçe ise hisleri uçlarda yaşamaktan kaçamıyoruz…

Tüm şubelerinde başarılar katlanarak ilerlerken, lokomotif şube olan futbol şubesinde arıza lambası sönmek bilmiyor. Antrenöründen forvetine, savunmasından doktoruna kadar geçtiğimiz yıllarda sık sık değişiklik gösterdi. Başta eski başkan Ali Koç olmak üzere, tüm camia başarıya giden yolu bulmak için denklemi oluşturan neredeyse her unsuru değiştirdi. Ama şu zamana kadar hiçbir sonuç alınamadı.

Son şampiyonluğun üzerinden 12 sene geçmişken, yaklaşık sekiz yıldır görevde olan başkan Ali Koç, yerini Saadettin Saran’a bırakmadan önce takımın başına Domenico Tedesco’yu getirdi. Avrupa futbolunda tanınan bir isim olsa da, yerine geldiği isim Mourinho olunca taraftar bu kararı pek benimsemedi. Geldiği gün havaalanında coşkuyla karşılanmadı belki, ama sezon boyunca oynattığı futbolla gönülleri kazan-mış(!) görünüyor.

Böyle bir hikayeyi rüyamda görsem inanmam aslında. Ama sabrı taşmış, testiyi çoktan kırmış Fenerbahçe taraftarı nasıl olur da bir derbiden mağlup ayrılan ve hemen ertesi gün işine son verilen bir hocayı hem tesislerden, hem havaalanından göz yaşlarıyla uğurluyor? Çok fazla düşünüp, farklı pencerelerden de bakılabilir bu vedaya. Ama ortaya koyduğu görece başarılı grafiğin ve son derbiye kadar olan derbi üstünlüğünün yanı sıra taraftarın büyük bir bölümünün de bam teline dokunmayı başardığı kesin. En başında söylediğim gibi, yakın ilişkiler kurmaya yatkın bir topluluğun içinde kibirli, vefasız, merhametsiz ve soğuk bir imaj sunmaktan uzaklaşıp kapsayıcı ve samimi olduğunuzda zaten yolun yarısını tamamlamışsınız demektir. Tedesco sevabıyla, günahıyla ve bir de kupayla ayrıldı ülkemizden. Kusurları mı? Elbette vardı ve bu yüzden sahiydi.

Hoşçakal Tedesco.

Şimdi de ben senin için biraz İtalyanca öğrendim: “Grazie mister, arrivederci!”

Kategoriler: